logo

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE YEDPA’DAN GELECEĞE UZANAN VİZYON

Salih Sami Atılgan

Salih Sami Atılgan
salihsamiatilgan@yedpahaber.com
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE YEDPA’DAN GELECEĞE UZANAN VİZYON

Değerli meslektaşlarım,

Ekonomik rekabetin kuralları hızla değişirken, ticaret merkezleri ve sanayi bölgeleri de bu dönüşümün bir parçası olmak zorundadır. Artık yalnızca üretmek, satmak ya da büyümek yeterli değil; güvenli, sürdürülebilir ve geleceğe uyumlu bir yapı kurmak kurumların varlığını sürdürebilmesi için temel bir zorunluluk haline gelmiştir. YEDPA’da son dönemde atılan adımlar, bu dönüşümün somut bir örneğini oluşturmaktadır.

Uzun yıllardır gündemde olan 1032 ada 2 No’lu parseldeki yapılaşma sürecinde gelinen kritik aşama, yalnızca bir imar meselesinin çözümü değil; aynı zamanda vizyoner bir yönetim anlayışının sonucudur. Eksik hisselerin tamamlanması, ilgili kamu kurumlarıyla yürütülen yoğun temaslar ve hukuki süreçlerin titizlikle yönetilmesi, YEDPA’nın geleceğini doğrudan etkileyecek önemli bir eşiğin aşılmasını sağlamıştır. Tapunun YEDPA adına tescil edilmesi ve hak sahipleriyle uzlaşma sağlanması, yıllardır süren belirsizliğin yerini planlı ve güvenli bir geleceğe bıraktığını göstermektedir.

Bu gelişme yalnızca bir parselin yapılaşmaya açılması anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda YEDPA’nın kurumsal kimliğini güçlendiren, yatırım ortamını daha öngörülebilir hale getiren ve bölgenin ekonomik değerini artıran stratejik bir adımdır. Ticaret merkezlerinin sürdürülebilirliği, sadece bugünü değil, gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da gözeten bir planlama anlayışını gerektirir. Atılan adımlar, tam da bu anlayışın bir yansımasıdır.

YEDPA’da yürütülen çalışmalar yalnızca fiziksel bir dönüşümü değil; zihinsel ve kurumsal bir dönüşümü de temsil etmektedir. Güven veren, planlı ve sürdürülebilir bir yapı oluşturma çabası, YEDPA’yı yalnızca bir ticaret merkezi değil, geleceğe hazırlanan bir ekonomik ekosistem haline getirmektedir.

Sürdürülebilirlik: Rekabetin Yeni Anahtarı

Türkiye otomotiv sektörü; yüksek katma değer yaratan yapısı, 1,4 milyonun üzerindeki iç pazar büyüklüğü, yaklaşık 1,5 milyon adetlik üretim kapasitesi, yüzde 70’i aşan ihracat oranı ve 41,5 milyar doların üzerindeki ihracat geliriyle ülkenin küresel rekabet gücünü temsil etmektedir. Dünya otomotiv sektörünün yıllık yaklaşık 90 milyon adetlik üretim ve satış hacmi, 3 trilyon doların üzerindeki ekonomik büyüklüğü ve küresel ekonomide yüzde 5’i aşan payı, bu alanı yalnızca bir sanayi kolu değil, teknolojik dönüşümün lokomotifi haline getirmiştir.

Öte yandan sanayi ve ticaret dünyasının geleceğini şekillendiren temel unsur sürdürülebilirliktir. Özellikle otomotiv sektörü, bu dönüşümün en belirgin yaşandığı alanlardan biridir. Artık başarının ölçütü yalnızca üretim hacmi değil; karbon ayak izi, çevresel etki ve sürdürülebilirlik performansıdır. Bu durum, çevresel hassasiyetin ötesinde, küresel rekabetin yeni gerekliliğidir.

Uzun yıllar vizyon söylemi olarak ele alınan sürdürülebilirlik kavramı, bugün rekabetin, ihracatın ve finansmana erişimin temel belirleyicisi haline gelmiştir. Artık mesele çevreci görünmek değil; küresel pazarlarda var olabilmektir.

Türkiye otomotiv sektörü üretim kapasitesi ve ihracat performansıyla küresel ölçekte önemli bir konuma sahiptir. Ancak Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri, sınırda karbon düzenleme mekanizması ve içten yanmalı motorların kademeli olarak devre dışı bırakılmasına yönelik hedefler, sektör için yeni bir dönemin başladığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu dönemde rekabet edebilmek için yalnızca üretmek değil; temiz üretmek, verimli üretmek ve sürdürülebilir bir değer zinciri oluşturmak gerekecektir.

Elektrikli araçlar, geri dönüşüm sistemleri, döngüsel ekonomi ve enerji verimliliği artık geleceğe dair bir öngörü değil, bugünün ekonomik gerçekleridir. Sürdürülebilirlik bir tercih ya da kurumsal imaj unsuru olmaktan çıkmış; var olmanın ve rekabet edebilmenin ön şartı haline gelmiştir. Bu dönüşüme uyum sağlayan kurumlar ve ticaret merkezleri, yalnızca bugünü değil, geleceği de kazanacaktır.

Bugünün dünyasında güçlü olanlar değil, değişime uyum sağlayanlar ayakta kalmaktadır. Sürdürülebilirlik artık bir seçenek değil; var olmanın temel şartıdır. Atılan adımlar, bu gerçeğin doğru okunduğunu ve geleceğin bugünden inşa edildiğini açıkça göstermektedir.

Sağlık ve huzur içinde hayırlı, bol kazançlı çalışmalar temenni ediyorum.

Dr. Salih Sami Atılgan
YEDPA Yönetim Kurulu Başkanı

Paylaş
Etiketler: » » »

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İRAN MERKEZLİ JEOPOLİTİK GERİLİMİN OTOMOTİVE ETKİSİ

    25 Mart 2026 GÜNDEM, Köşe Yazıları, OTOMOTİV

    Merhabalar, Mart 2026 ayının sonuna geliyoruz. ABD ve İsrail güçlerinin İran’a saldırmasının üzerinden neredeyse dört hafta geçti. Gerçi yazımızın hazırlandığı saatlerde Trump yeni açıklamalarla tansiyonu düşürme gayretine girdi ama Orta Doğu’da tırmanan İran merkezli bu gerilim, küresel otomotiv endüstrisini son yılların en karmaşık sınavlarından biriyle karşı karşıya bırakmayı sürdürüyor. Pandemi sonrası toparlanmaya çalışan sektör, şimdi de ‘Hürmüz Boğazı’ kaynaklı bir enerji şoku kıskacında. ​Bugün itibarıyla İran geriliminin otomotiv s...
  • KÜRESEL PAYLAŞIM EKONOMİSİNİN 2025 PERFORMANSI VE 2026 PROJEKSİYONLARI

    05 Şubat 2026 EKONOMİ, GÜNDEM, Köşe Yazıları, OTOMOTİV

    Paylaşım ekonomisinin hacmi, 2025 yılında 400 milyar dolara yaklaştı. Küresel enflasyonist baskılar ve hammadde maliyetlerindeki artış, tüketicileri yeni ürün satın almak yerine mevcut kaynakları paylaşımlı kullanmaya yöneltmeye devam ediyor. Bu ekonomi modeli, 2024 yılına oranla %26,5’lik bir büyüme kaydederek, geleneksel perakende ve hizmet sektörlerinin büyüme hızını ikiye katladı. -2025’te “Hizmet Olarak Mobilite” kavramı olgunluğa ulaştı. Elektrikli yeni enerji taşıtı (NEV) paylaşım filoları, büyük metropollerde özel taşıt sahipliğini %...
  • TÜRKİYE OTOMOTİV SEKTÖRÜ SINIRDA KARBON DÜZENLEMESİNE (CBAM) HAZIR MI?

    10 Ocak 2026 GÜNDEM, Köşe Yazıları, OTOMOTİV

    Merhabalar, Bildiğiniz gibi 2026 yılına girdiğimiz bu günlerde AB ülkeleri Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) uygulamasına başladı. Bu yazımda otomotiv sektörümüzün uygulamaya ne kadar hazır olduğunu değerlendireceğim. Memnuniyetle söyleyebiliriz ki Türkiye otomotiv sektörü, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) sürecine en hazırlıklı sektörlerin başında geliyor. Otomotiv sektörümüz aslında doğrudan bir CBAM sektörü değil. Yine de kullandığı ana girdiler (demir-çelik, alüminyum, karbon-fiber vb) üzerinden bu mekanizmadan do...
  • OTOMOTİV ÜRETİM VE İHRACATI ALARM VERDİ: BU YIL KAPASİTELER BOŞALIYOR!

    23 Nisan 2025 Köşe Yazıları, OTOMOTİV

    Merhabalar, Hafta biterken Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) tarafından bu yılın ilk iki ayına ait otomotiv üretim ve ihracat raporu yayınlandı. Raporu inceleyen okurlarım fark etmişlerdir. Görünüm artık iyi değil. Şubat sonu itibariyle otomotiv üretimi %9 düşerek 219 bin adede indi. Otomobil üretimi ise %6 azaldı. Özetle 141.500 otomobil üretilmiş oldu. Ticari taşıt üretiminde ise %13,4 e varan düşüş ortaya çıktı. Korkutan rakamları ise kapasite kullanımında gördük. Sırasıyla kapasite kullanım oranları Otomobil ve hafif ticari taşıt üret...