Son Dakika


İstanbul Ticaret Odası (İTO) ev sahipliğinde düzenlenen “Otomotiv Sektöründe Sürdürülebilirlik ve Çevreci Yaklaşımlar” seminerinde, otomotiv sektöründeki dönüşüm süreci, sürdürülebilir üretim modelleri, çevreci uygulamalar ve küresel rekabet dinamikleri kapsamlı biçimde ele alındı.

İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Salih Sami Atılgan’ın katılımıyla, Kara Taşıtları, Yedek Parçaları ve Ekipmanları Meslek Komitesi Başkanı Saim Aşçı’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinlik, sektör temsilcilerinin yoğun ilgisiyle gerçekleşti.
Seminerde; Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Halit Keskin, OSS Derneği Başkanı Ali Özçete, Bosch Mobilite Satış Sonrası Türkiye ve Orta Doğu Bölgesi Başkan Vekili Arda Arslan ile TOFAŞ Mobilite Çözümleri Direktörü Hasan Erdoğan konuşmacı olarak yer aldı.

“REKABETİN VE İHRACATIN YENİ KRİTERİ: SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK”
İTO adına konuşan İTO Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Salih Sami Atılgan, otomotiv sektörünün küresel ekonominin en stratejik alanlarından biri olmaya devam ettiğini belirterek, sektörün artık yalnızca üretim hacmiyle değil; çevresel etkisi, karbon ayak izi ve sürdürülebilirlik performansı ile değerlendirildiğini vurguladı.
Sürdürülebilirlik ve çevreci yaklaşımların uzun yıllar bir vizyon söylemi olarak ele alındığını ifade eden Atılgan, gelinen noktada bu kavramların rekabetin, ihracatın ve finansmana erişimin temel belirleyicisi hâline geldiğine dikkat çekti.
“Artık mesele çevreci olmak değil, küresel pazarlarda var olabilmektir” dedi.
Küresel Güç, Artan Sorumluluk
Dünya genelinde otomotiv sektörünün yıllık yaklaşık 90 milyon adetlik üretim ve satış hacmi, 3 trilyon doların üzerindeki ekonomik büyüklüğü ve küresel ekonomideki %5’i aşan payıyla yalnızca bir sanayi kolu değil, aynı zamanda teknolojik dönüşümün lokomotifi olduğu ifade edildi.
Türkiye otomotiv sektörünün ise;
ile ülkenin küresel rekabet gücünü temsil ettiği vurgulandı. Bu büyüklüğün önemli bir avantaj sağladığı, ancak aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadelede sektöre daha fazla sorumluluk yüklediği belirtildi.
Karbon Gerçeği ve Yeni Oyun Kuralları
Seminerde, karayolu taşımacılığının küresel karbon salımının yaklaşık %20’sinden sorumlu olduğuna dikkat çekilerek, büyük şehirlerde hava kirliliğinin başlıca nedenlerinden birinin hâlâ araç trafiği olduğu ifade edildi.
Bu çerçevede;
otomotiv sektörünü doğrudan etkileyen yeni oyun kuralları olarak değerlendirildi. Yeni dönemde ihracat yapan firmaların, ürünlerinin çevresel etkisini ölçmek, raporlamak ve azaltmak zorunda olduğu vurgulandı.
Elektrikli Araçlar ve Değer Zinciri Dönüşümü
Elektrikli araçların artık geleceğin değil, bugünün ticari gerçeği olduğu ifade edilirken; küresel ölçekte satılan her beş araçtan birinin elektrikli veya hibrit olduğu, 2030’a kadar bu oranın %40’ın üzerine çıkmasının beklendiği paylaşıldı.
Sürdürülebilirliğin yalnızca elektrikli araç üretimiyle sınırlı olmadığı; üretimde kullanılan enerjiden hammaddeye, lojistikten satış ve satış sonrası hizmetlere kadar tüm değer zincirini kapsadığı vurgulandı. Döngüsel ekonomi, yenilenmiş yedek parçalar, geri dönüşüm ve batarya geri kazanım sistemlerinin hem çevresel hem de ticari avantaj sağladığı ifade edildi.
Gelecek, Hazırlananların Olacak
Seminerin sonunda sürdürülebilirliğin bir maliyet kalemi ya da geçici bir trend olmadığı; rekabeti korumanın, ihracatı sürdürmenin ve geleceği güvence altına almanın temel unsuru olduğu vurgulandı. Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve yan sanayisiyle sürdürülebilir otomotiv ekosisteminde bölgesel bir merkez olma potansiyeline sahip olduğu ifade edildi.

KARA TAŞITLARI, YEDEK PARÇALARI VE EKİPMANLARI MESLEK KOMİTESİ BAŞKANI SAİM AŞÇI: “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SADECE KARBON DEĞİLDİR”
Kara Taşıtları, Yedek Parçaları ve Ekipmanları Meslek Komitesi Başkanı Saim Aşçı, moderatörlüğünü üstlendiği “Otomotiv Sektöründe Sürdürülebilirlik ve Çevreci Yaklaşımlar” toplantısında sektöre ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Toplantının açılışında katılımcılara teşekkür eden Aşçı, İstanbul Ticaret Odası’nın sektöre sunduğu katkı ve desteklerin son derece kıymetli olduğunu vurguladı. Aşçı, “Bugün burada, hepimizin geleceğini yakından ilgilendiren çok önemli bir konuyu konuşmak üzere bir aradayız” dedi.
“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SADECE KARBON DEĞİLDİR”
Sürdürülebilirliğin çoğu zaman yalnızca karbon azaltımı ekseninde ele alındığına dikkat çeken Aşçı, bu yaklaşımın konunun ruhunu eksik bıraktığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Sürdürülebilirlik temelde bir denge meselesidir. Döngüsel ekonomi çerçevesinde; çevre dostu ve doğru malzeme kullanımı, sağlıklı tedarik zinciri ve sosyal sürdürülebilirlik birlikte ele alınmak zorundadır. Konuya sadece karbon başlığıyla bakmak yeterli değildir.”
“DÖRT TEMEL DEĞER AĞIR TEHDİT ALTINDA”
Aşçı, günümüz dünyasında ciddi biçimde zarar görmüş ve korunması gereken dört temel unsur olduğuna dikkat çekerek bunları su, toprak, hava ve biyolojik çeşitlilik olarak sıraladı.
“Bu dört unsurun korunması yalnızca çevresel değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve ahlaki bir sorumluluğu da ifade etmektedir. Ekosisteme verilen her zarar, doğrudan insanın kendi geleceğine yapılmış bir haksızlıktır” dedi.
“SORUNUN MERKEZİNDE İNSAN VAR”
Sürdürülebilirliğin politik, küresel ve jeopolitik bir boyutu olduğunu ifade eden Aşçı, uluslararası mutabakatların tek bir siyasi karar ya da küresel krizle anlamını yitirebildiğine dikkat çekti.
“Tüm bu sürecin merkezinde göz ardı edilen bir gerçek var: Her şey insan için ve insanla başlıyor. Ekolojik dengeyi bilinçli şekilde bozan tek canlı insandır. Denizlerin, toprağın ve havanın bu ölçüde kirletilmesinin başka bir açıklaması yoktur” diye konuştu.
“KÜRESEL ÇELİŞKİLER AÇIKÇA ORTADA”
Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin, kendisine ayrılan yıllık karbon emisyonunu yılın ilk günlerinde tükettiğine dikkat çeken Aşçı, gelişmiş ülkelerin iklim krizindeki sorumluluğuna vurgu yaptı.
“İklim değişikliğine en fazla sebep olan ülkeler; Çin, ABD, Hindistan, Avrupa Birliği ve Rusya’dır. Buna rağmen sorumlulukların çoğu gelişmekte olan ülkelere yüklenmektedir. Katıldığımız COP zirvelerinde bu çelişkiyi açıkça gördük” dedi.
“GERÇEK DÖNÜŞÜM ZİHNİYETLE BAŞLAR”
Gerçek dönüşümün bireyden başlayarak aileye, kurumlara ve devletlere yayılan bir bilinçle mümkün olabileceğini vurgulayan Aşçı, sınırsız tüketimi normalleştiren anlayışın terk edilmesi gerektiğini söyledi.
“İsrafa dayalı tüketim alışkanlıklarıyla sürdürülebilir bir gelecek inşa edilemez. Sade yaşam, sağlam bir geleceğin temelidir. Bu anlayış, kültürümüzde ve kadim öğretilerimizde güçlü biçimde yer almaktadır” ifadelerini kullandı.
“KURUMSAL DÖNÜŞÜM MÜMKÜN”
Aşçı, Motor Aşin bünyesinde iki yılı aşkın süredir sürdürülebilirlik alanında yürüttükleri çalışmalara da değinerek şunları kaydetti:
“Öncelikle ne kadar kirlettiğimizi ölçtük, rakamlarla yüzleştik. İsraf ve gereksiz kaynak kullanımını net şekilde tespit ettik. Aynı ölçümleri bir yıl sonra tekrar yaptığımızda ciddi iyileşmeler sağladığımızı gördük. Bu bize şunu gösterdi: Ölçerseniz yönetirsiniz, yönetirseniz iyileştirirsiniz.”
Saim Aşçı, konuşmasını sürdürülebilirliğin yalnızca bir çevre başlığı değil, insani, vicdani ve kurumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak tamamladı.
OSS DERNEĞİ BAŞKANI ALİ ÖZÇETE: “SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE REKABETİN VE İHRACATIN ANAHTARI HALİNE GELDİ”
OSS Derneği Başkanı Ali Özçete, otomotiv sektöründe sürdürülebilirlik ve çevreci yaklaşımların artık bir tercih değil, küresel pazarlarda var olmanın zorunlu şartı haline geldiğini söyledi.
İstanbul Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlenen “Otomotiv Sektöründe Sürdürülebilirlik ve Çevreci Yaklaşımlar” seminerinde konuşan Özçete, otomotiv sektörünün bugün yalnızca üretim hacmiyle değil; karbon ayak izi, çevresel etki ve sürdürülebilirlik performansıyla değerlendirildiğini vurguladı.
“Sürdürülebilirlik uzun yıllar bir vizyon söylemi olarak ele alındı. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu kavram; rekabetin, ihracatın ve finansmana erişimin temel belirleyicisi haline gelmiştir. Artık mesele çevreci olmak değil, küresel pazarlarda kalıcı olabilmektir” dedi.
“OYUN KURALLARI KÖKLÜ BİÇİMDE DEĞİŞİYOR”
Küresel ölçekte otomotiv sektörünün kurallarının yeniden yazıldığını belirten Özçete, Avrupa Birliği’nin 2035 hedefleri, karbon vergileri ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uygulamaların sektörü doğrudan etkilediğine dikkat çekti.
“Yeni dönemde ihracat yapan firmalar için yalnızca kaliteli üretim yeterli değil. Firmalar, ürünlerinin çevresel etkisini ölçmek, raporlamak ve karbon ayak izini azaltmak zorunda. Bu sürece uyum sağlayamayan firmaların uluslararası pazarlarda rekabet gücünü koruması mümkün değil” ifadelerini kullandı.
“ELEKTRİKLİ MOBİLİTE ARTIK BUGÜNÜN GERÇEĞİ”
Elektrikli araçların artık geleceğin değil, bugünün ticari gerçeği olduğunu vurgulayan Özçete, küresel ölçekte her beş araçtan birinin elektrikli veya hibrit olduğuna dikkat çekti.
“Türkiye’de de elektrikli ve hibrit araç satışları hızla artıyor, şarj altyapısı gelişiyor ve yeni yatırımlar ivme kazanıyor. Bu tablo çok net: Elektrikli mobilite ertelenebilecek bir seçenek değil, stratejik bir zorunluluk” dedi.
“SATIŞ SONRASI SEKTÖRÜ DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİNDE”
Sürdürülebilirliğin yalnızca elektrikli araç üretimiyle sınırlı olmadığını belirten Özçete, dönüşümün tüm değer zincirini kapsadığını ifade etti. Özellikle otomotiv satış sonrası sektörünün döngüsel ekonomi, yenilenmiş yedek parçalar ve geri dönüşüm uygulamalarıyla dönüşümde kritik bir rol üstlendiğini söyledi.
“Döngüsel ekonomi ve satış sonrası hizmetler; hem çevresel sorumluluk hem de önemli bir rekabet avantajı yaratıyor. Bu alanlarda atılacak her adım, sektörümüzün geleceği açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu.
“GELECEK, BU DÖNÜŞÜME HAZIRLANANLARIN OLACAK”
Sürdürülebilirliğin bir maliyet kalemi ya da geçici bir trend olmadığını vurgulayan Özçete, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sürdürülebilirlik, rekabeti korumanın, ihracatı sürdürmenin ve geleceği güvence altına almanın tek yoludur. Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve satış sonrası ekosistemiyle bu dönüşümde önemli bir fırsata sahiptir. OSS Derneği olarak, üyelerimizin bu dönüşüme uyum sağlaması ve sektörün geleceğe hazırlanması için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.”

“Otomotiv Sektöründe Sürdürülebilirlik ve Çevreci Yaklaşımlar” seminerinde, otomotiv sektöründeki dönüşüm süreci kapsamlı biçimde ele alındı. Programa Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Halit Keskin, Bosch Mobilite Satış Sonrası Türkiye ve Orta Doğu Bölgesi Başkan Vekili Arda Arslan ile TOFAŞ Mobilite Çözümleri Direktörü Hasan Erdoğan konuşmacı olarak katıldı.
Konuşmalarda; teknolojik gelişmelerin otomotiv sektörüne etkilerinin yanı sıra Avrupa Birliği ve Çin’in otomotiv politikaları, küresel rekabet koşulları çerçevesinde değerlendirildi. Yeşil dönüşüm, karbon ayak izi, mobilite çözümleri ve çevreci yatırımlar seminerin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı.
Etiketler: çevresel etki » karbon ayak izi » Otomotiv Sektöründe Sürdürülebilirlik ve Çevreci Yaklaşımlar » sürdürülebilirlikBENZER HABERLER