logo

TÜRKİYE OTOMOTİV SEKTÖRÜ SINIRDA KARBON DÜZENLEMESİNE (CBAM) HAZIR MI?

M. İbrahim Aybar

M. İbrahim Aybar
ibrahimaybar@yedpahaber.com
TÜRKİYE OTOMOTİV SEKTÖRÜ SINIRDA KARBON DÜZENLEMESİNE (CBAM) HAZIR MI?

Merhabalar,

Bildiğiniz gibi 2026 yılına girdiğimiz bu günlerde AB ülkeleri Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) uygulamasına başladı. Bu yazımda otomotiv sektörümüzün uygulamaya ne kadar hazır olduğunu değerlendireceğim.

Memnuniyetle söyleyebiliriz ki Türkiye otomotiv sektörü, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) sürecine en hazırlıklı sektörlerin başında geliyor. Otomotiv sektörümüz aslında doğrudan bir CBAM sektörü değil. Yine de kullandığı ana girdiler (demir-çelik, alüminyum, karbon-fiber vb) üzerinden bu mekanizmadan dolaylı ama güçlü bir şekilde etkilenmekte.

2026 yılına girdiğimizde başlayan mali yükümlülük dönemine dair rakamsal ve stratejik durum özet olarak kısaca şöyle:

1. Rakamsal Boyut ve Karbon Yoğunluğu

​Türkiye otomotiv ana sanayii, özellikle son 4-5 yılda ciddi bir verimlilik artışı sağlamış durumda. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre:
Emisyon Azaltımı: Sektör, son 4 yılda hafif araç üretimi başına sera gazı emisyonlarını %31, diğer araç gruplarında ise %55 oranında azaltabildi.
​Üretim Başına Karbon: OSD’nin 2022 yılındaki Sürdürülebilirlik Raporu’nda hafif taşıt üretiminin ton başına karbon ayak izi değeri yaklaşık 4.669 kg CO2 olarak verilmişti. Bunun yaklaşık %49’u doğrudan çelik kullanımından kaynaklanıyor.
Gelir Kaybı Tahmini: Otomotiv sektöründeki gelir kaybı riskinin, diğer sektörlere kıyasla daha düşük seviyede (%0,7 – %1,2 aralığında) kalması bekleniyor. Ancak bu oran, tedarik zincirindeki demir-çelik ve alüminyuma ait karbon maliyetinin hafif taşıt maliyetine hangi oranda yansıtılacağına bağlı olacak.

2. Sektörün Hazırlık Düzeyi

​Ülkemizin ihracat lideri olan otomotiv sektörü, Avrupa Birliği’ndeki ana merkezlerine (OEM) bağlı çalışması nedeniyle standartlara en hızlı uyum sağlayan sektör olarak öne çıkıyor. Uyum sürecinde atılan adımları kısaca sıralayacak olursak:
Yan Sanayimiz: AB merkezli ana üreticiler, 2030 ve 2035 emisyon hedefleri doğrultusunda yerli tedarikçilerimize şimdiden karbon emisyonlarını raporlama ve azaltma zorunluluğu getirdiler.
​Raporlama Yetkinliği: Sektördeki ana sanayi firmalarının tamamına yakını ve büyük tedarikçiler (TAYSAD üyeleri), Kapsam 1 ve Kapsam 2 emisyonlarını düzenli olarak raporlamaya başladılar.
Yenilenebilir Enerji: Ülkemizdeki otomotiv üretim tesislerinden çoğu, karbon vergisinden kaçınmak için çatı üstü GES (Güneş Enerji Santrali) yatırımlarını ve I-REC (Yeşil Enerji Sertifikası) teminini tamamlamış durumda.

​3. Kritik Riskler ve Zorluklar

​Her ne kadar ana sanayi hazır görünse de, aşağıdaki yapısal zorluklar önümüzde duruyor:
​Dolaylı Maliyet: CBAM doğrudan ürettiğimiz hafif taşıtlara uygulanmasa da, AB’ye ihraç ettiğimiz çeliğin ton başına karbon maliyeti (mevcut karbon fiyatlarına göre) ihraç ettğimiz taşıt başına ek maliyet yaratacak görünüyor.
​Kapsam 3 Karmaşası: 2026’dan sonra CBAM’ın kapsamının genişleyerek “dolaylı emisyonları” (elektrik tüketimi vb.) daha sert şekilde dahil etmesi, orta ölçekli KOBİ kategorisindeki tedarikçilerimizi zorlayabilir.
​Geri Dönüşüm: Sektörde atık geri kazanım oranı %90 ların üzerine çıkmış olsa da, yeşil çelik ve yeşil alüminyum gibi ham maddelere erişim hala kısıtlı ve pahalı.

​Kısaca otomotiv sanayimiz teknik ve operasyonel olarak CBAM’a “Yüksek” düzeyde hazır. Ancak rekabetçiliğini koruması, Türkiye’nin kendi Ulusal Emisyon Ticaret Sistemi’ni (ETS) bir an önce hayata geçirerek, sınırda ödenecek karbon vergilerin AB yerine Türkiye’de kalmasını sağlamasına bağlı.

Paylaş
Etiketler: » » »

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • OSD’NİN 2026 İLK ÜÇ AYI KAPSAYAN RAPORU NE SÖYLÜYOR?

    04 Haziran 2026 Köşe Yazıları

    Merhabalar, Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) tarafından yayınlanan bu yılın ilk üç ayına ait üretim ve ihracat verileri, ülkemiz ekonomisinin amiral gemisi olan otomotiv sektörünün hem küresel dalgalanmalara karşı direncini hem de yapısal dönüşüm sürecindeki performansını test ediyor. Özellikle 2025 yıl sonu verileri ve 2026 yılının ilk çeyreğine dair ilk sinyaller, sektörün üretim kapasitesi ve ihracat gücü açısından kritik bir eşikte olduğumuzun göstergesi niteliğinde. Hatırlarsak 2025 yılı, otomotiv sanayimiz için tarihi bir dönüm noktas...
  • SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE YEDPA’DAN GELECEĞE UZANAN VİZYON

    25 Mart 2026 GÜNDEM, Köşe Yazıları, OTOMOTİV, YEDPA HABERLER

    Değerli meslektaşlarım, Ekonomik rekabetin kuralları hızla değişirken, ticaret merkezleri ve sanayi bölgeleri de bu dönüşümün bir parçası olmak zorundadır. Artık yalnızca üretmek, satmak ya da büyümek yeterli değil; güvenli, sürdürülebilir ve geleceğe uyumlu bir yapı kurmak kurumların varlığını sürdürebilmesi için temel bir zorunluluk haline gelmiştir. YEDPA’da son dönemde atılan adımlar, bu dönüşümün somut bir örneğini oluşturmaktadır. Uzun yıllardır gündemde olan 1032 ada 2 No’lu parseldeki yapılaşma sürecinde gelinen kritik aşama, yaln...
  • İRAN MERKEZLİ JEOPOLİTİK GERİLİMİN OTOMOTİVE ETKİSİ

    25 Mart 2026 GÜNDEM, Köşe Yazıları, OTOMOTİV

    Merhabalar, Mart 2026 ayının sonuna geliyoruz. ABD ve İsrail güçlerinin İran’a saldırmasının üzerinden neredeyse dört hafta geçti. Gerçi yazımızın hazırlandığı saatlerde Trump yeni açıklamalarla tansiyonu düşürme gayretine girdi ama Orta Doğu’da tırmanan İran merkezli bu gerilim, küresel otomotiv endüstrisini son yılların en karmaşık sınavlarından biriyle karşı karşıya bırakmayı sürdürüyor. Pandemi sonrası toparlanmaya çalışan sektör, şimdi de ‘Hürmüz Boğazı’ kaynaklı bir enerji şoku kıskacında. ​Bugün itibarıyla İran geriliminin otomotiv s...
  • KÜRESEL PAYLAŞIM EKONOMİSİNİN 2025 PERFORMANSI VE 2026 PROJEKSİYONLARI

    05 Şubat 2026 EKONOMİ, GÜNDEM, Köşe Yazıları, OTOMOTİV

    Paylaşım ekonomisinin hacmi, 2025 yılında 400 milyar dolara yaklaştı. Küresel enflasyonist baskılar ve hammadde maliyetlerindeki artış, tüketicileri yeni ürün satın almak yerine mevcut kaynakları paylaşımlı kullanmaya yöneltmeye devam ediyor. Bu ekonomi modeli, 2024 yılına oranla %26,5’lik bir büyüme kaydederek, geleneksel perakende ve hizmet sektörlerinin büyüme hızını ikiye katladı. -2025’te “Hizmet Olarak Mobilite” kavramı olgunluğa ulaştı. Elektrikli yeni enerji taşıtı (NEV) paylaşım filoları, büyük metropollerde özel taşıt sahipliğini %...