logo

ELEKTRİKLİ ARAÇTA GÜÇ DENGESİ DEĞİŞTİ: ÇİN KÜRESEL ÜRETİMİN MERKEZİ OLDU

ELEKTRİKLİ ARAÇTA GÜÇ DENGESİ DEĞİŞTİ: ÇİN KÜRESEL ÜRETİMİN MERKEZİ OLDU

2025 yılında dünya genelinde 20 milyonu aşkın elektrikli araç satılırken, satışların yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştiren Çin üretimde de yüzde 75 paya ulaştı. Avrupa rekabet baskısıyla Çinli üreticilerle iş birliklerini artırırken, ABD pazarında büyüme ivme kaybetti. Türkiye ise elektrikli araç satışlarında Avrupa’nın en büyük dört pazarından biri olarak öne çıktı.

Tüm dünyada elektrikli araçların hızlı dönüşümü dikkat çekerken, global raporlar Çin’in yeniden elektrikli araç üretiminde üsse dönüştüğünü ortaya koydu. Avrupa bu yarışa Çin’den önce başlamasına rağmen geri kalma dönemini sürdürürken, Uzak Doğu elektrikli araçlarda teknolojiyi de arkasına alarak hızlı bir ivmelenme dönemine girdi. Bununla daha fazla mücadele edemeyen Avrupalı üreticiler çareyi yeni Çinli ortaklarda ararken, büyüme artık bölgesel değil, küresel boyuta da ulaşmış oldu.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) yayımladığı Global EV Outlook 2026 raporu, elektrikli araç pazarındaki büyümenin artık yalnızca otomotiv sektörünün değil, küresel ekonominin ve sanayi politikalarının da temel belirleyicilerinden biri haline geldiğini ortaya koydu. Rapora göre 2025 yılında dünya genelinde 20 milyonun üzerinde elektrikli otomobil satışı gerçekleşirken, satılan her dört yeni otomobilden biri elektrikli oldu. Elektrikli araç satışlarında Çin başı çekti. Avrupa onu ikinci sırada takip ederken, ABD en düşük oranlara sahip ülkelerden biri oldu.

 

Çin’de 13 milyondan fazla elektrikli satıldı

Elektrikli araçlar artık yalnızca yeni bir ulaşım teknolojisi değil; enerji güvenliği, sanayi rekabetçiliği, dış ticaret dengesi, hammadde tedariki ve teknolojik egemenlik gibi başlıklarda ülkelerin ekonomik stratejilerini şekillendiren bir unsur haline geldi. Son beş yılda yaşanan gelişmeler incelendiğinde otomotiv sektörünün yüz yılı aşkın süredir devam eden içten yanmalı motor merkezli yapısının önemli ölçüde değişmeye başladığı görülüyor. Bu dönüşümün merkezinde ise Çin yer aldı.

IEA verilerine göre 2025 yılında Çin’de 13 milyondan fazla elektrikli otomobil satıldı. Bu rakam, dünya genelindeki elektrikli araç satışlarının yaklaşık yüzde 60’ına karşılık geliyor. Üretim fazlasıyla birlikte son yıllarda uygulanan devlet destekleri, batarya yatırımları, kritik madenlere yönelik stratejik hamleler ve yerli üreticilere sağlanan ölçek avantajları sayesinde Çin, elektrikli araç ekosisteminin hemen her halkasında lider konuma yükseldi

Avrupa rekabette zorlanırken Çin üretim üssüne dönüştü - Resim : 2

Küresel üretimin yüzde 75’ine sahipler

Rapora göre bugün küresel elektrikli araç üretiminin yaklaşık yüzde 75’i Çin’de gerçekleştiriliyor. Batarya hücresi üretiminde, lityum işleme kapasitesinde ve elektrik motoru tedarik zincirinde de benzer bir tablo dikkat çekiyor. Çin’in son on yılda uyguladığı sanayi politikaları ülke bazında meyvelerini vermeye başladı. BYD başta olmak üzere çok sayıda Çinli üreticinin küresel ölçekte büyümesi, ülkenin yüksek katma değerli üretim alanlarında da etkinliğini artırdığını gösteriyor.

AB’nin çözümü Çin ile ortaklık

Günümüzde bir elektrikli otomobilin toplam maliyetinin yaklaşık üçte birini batarya oluşturuyor. Bu nedenle batarya teknolojileri, üretim maliyetleri ve hammadde erişimi sektörün temel rekabet unsurları arasında yer alıyor.

Çin’in son yıllarda lityum, nikel, grafit ve nadir toprak elementleri alanında gerçekleştirdiği yatırımlar, ülkeye yalnızca üretim avantajı değil, aynı zamanda stratejik üstünlük de sağlıyor. Avrupa ve ABD ise bu bağımlılığı azaltmak amacıyla yerel batarya üretim yatırımlarını hızlandırmaya çalışıyor. Ancak mevcut kapasite ve maliyet avantajı dikkate alındığında Çin’in kısa vadede liderliğini kaybetmesi beklenmiyor. Bununla daha fazla rekabet edemeyen Avrupa, çareyi yeni ortaklıklarda arıyor.

Avrupa rekabette zorlanırken Çin üretim üssüne dönüştü - Resim : 3

Avrupa’da satışlar 4,2 milyon adede ulaştı

Rapora göre Avrupa elektrikli araç pazarında 2025 yılında yeniden güçlü bir büyüme yaşadı. Satışlar yüzde 30 artışla 4,2 milyon adede ulaşırken, elektrikli araçların toplam pazardaki payı yüzde 28 seviyesine yükseldi. Avrupa’daki büyümenin temel itici gücü düzenleyici politikalar oldu.

Avrupa Birliği’nin karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik hedefleri doğrultusunda uyguladığı yeni düzenlemeler, üreticilerin elektrikli araç satışlarını artırmasını zorunlu hale getirdi. Karbon emisyon limitlerini aşan üreticiler ciddi mali yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor. Fakat bir dönem kalkan teşviklerle birlikte elektrikli araç satışlarına talep düştü. Bu nedenle birçok marka elektrikli araçları yalnızca büyüme fırsatı olarak değil, aynı zamanda regülasyonlara uyum sağlayabilmenin bir aracı olarak görüyor.

Tesla’ya rağmen ABD’de voltaj düşük

Raporun dikkat çeken başlıklarından biri de ABD pazarındaki gelişmeler oldu. 2025 yılının son çeyreğinde elektrikli araç satışlarında yaşanan yüzde 45’lik gerileme, sektörün teşviklere olan bağımlılığını yeniden gündeme taşıdı. Tesla’ya rağmen vergi indirimlerinin ve satın alma desteklerinin azaltılmasıyla birlikte tüketici talebinde yaşanan yavaşlama, ABD’nin elektrikli araç dönüşümünde hâlâ kırılgan bir yapıya sahip olduğunu gösterdi. Buna karşın ABD’nin yazılım, yarı iletken ve yapay zekâ alanındaki güçlü konumu nedeniyle uzun vadede küresel rekabette önemli oyunculardan biri olmayı sürdüreceği değerlendiriliyor.

Çin dünyadaki pazarın yüzde 60’ına hitap etti

Elektrikli araç pazarındaki en önemli gelişmelerden biri de Çinli markaların ihracat performansı oldu. 2025 yılında Çin’in elektrikli araç ihracatı 2,5 milyon adedi aşarken, Çinli markalar dünya genelindeki elektrikli araç satışlarının yaklaşık yüzde 60’ını oluşturdu. Özellikle Güneydoğu Asya, Latin Amerika, Afrika, Orta Doğu ve Türkiye gibi gelişmekte olan pazarlarda Çinli üreticilerin etkisi hızla artıyor. Bu durum yalnızca otomotiv sektörünü değil, ülkelerin dış ticaret dengelerini de etkiliyor. Birçok ülke yerli üretimini korumak amacıyla yeni gümrük vergileri ve ticaret önlemleri üzerinde çalışırken, Çinli üreticiler de yerel üretim yatırımlarıyla bu engelleri aşmaya çalışıyor.

Türkiye Avrupa’nın en hızlı büyüyen ülkesi

IEA raporunda Türkiye’ye ilişkin veriler de dikkat çekti. 2025 yılında elektrikli araç satışlarının 240 bin adede yaklaşması ve pazar payının yüzde 20’nin üzerine çıkması, Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük elektrikli araç pazarlarından biri haline geldiğini gösterdi. Almanya, İngiltere ve Fransa’nın ardından dördüncü sıraya yükselen Türkiye, hem iç talep hem de üretim potansiyeli açısından uluslararası yatırımcıların da radarında yer alıyor. Ancak henüz büyük ilerlemeler kaydedilmiş değil.

Özellikle son dönemde açıklanan Çin kaynaklı yatırım kararları, Türkiye’nin bölgesel üretim merkezi olma potansiyelini güçlendirdi. Fakat Çinli üreticiler hâlâ somut bir adım atmış değil. Türkiye’nin elektrikli araç dönüşümünde en önemli aktörlerinden biri Togg. Rapora göre şirketin satışları yıllık bazda yaklaşık yüzde 30 artış gösterdi. Buna karşın pazarın çok daha hızlı büyümesi nedeniyle markanın toplam pazar payı yüzde 30’dan yüzde 15 seviyelerine geriledi. Yeni oyuncuların devreye girmesiyle birlikte özellikle BYD gibi markaların agresif fiyat politikaları rekabeti önemli ölçüde artırmış durumda.

100 kamyondan 9’u elektrikli

Raporun dikkat çekici başlıklarından biri de ağır ticari araçlar oldu. 2025 yılında elektrikli kamyon satışları dünya genelinde iki katına çıktı. Satılan her 100 kamyondan 9’u elektrikli hale geldi. Bu gelişme yalnızca otomotiv sektörü açısından değil, lojistik ve taşımacılık sektörü açısından da dikkat çekiyor. Yakıt maliyetlerinin toplam operasyon giderleri içindeki payının yüksek olması, lojistik şirketlerini elektrikli araçlara yöneltti. Türkiye’de bu büyüme tam olarak yaşanmasa da özellikle Avrupa buna oldukça uyum gösterdi. Batarya maliyetlerindeki düşüşün devam etmesi halinde elektrikli kamyonların toplam sahip olma maliyetinin önümüzdeki yıllarda dizel araçlarla eşit seviyeye ulaşması da beklenenler arasında.

Günlük 1,7 milyon varil tüketim engellendi

Elektrikli araçların yaygınlaşması yalnızca otomotiv üreticilerini değil, enerji sektörünü de doğrudan etkiledi. IEA verilerine göre elektrikli araçlar 2025 yılında günlük yaklaşık 1,7 milyon varillik petrol tüketiminin önüne geçti. Bu rakamın 2030 yılına kadar günlük 5 milyon varile ulaşabileceği öngörülüyor. Petrol ithalatçısı ülkeler açısından elektrikli araç dönüşümü, enerji faturalarının azaltılması açısından stratejik önem taşıyor.

Paylaş
Etiketler: » » »